27 Mart 2014 Perşembe

Valëza e vogël & Serenadë

Bir kitap çıkartma fikri doğduğu günden beri çekinmişimdir kendimden, yazı paylaşılırsa içinden geldiği gibi karalama sınırlarından çıkmış gibi hissederdim başta,insan içindekileri sesli söyleyebilse zaten, yazı olmazdı diye satırlarda gizleniyorum sanırdım, oysa ki tek hedefim saf bir ben bırakmakmış kelimelerle, en büyük söz yazıyla söylenirmiş aslında.
7 yaşından beri yazıyorum ,ilk şiirim aynı sene  bir okul dergisinde yayınlanmıştı.
En sevdiğim çiçeklerden başlamıştım yazmaya "Menekşeler"sonradan öyleden bir sevgi seli aldı başını gitti... 
2009 senesinde şiirlerim resmi  olarak bir kitaba basıldı "Valëza e vogël" ismin türkçeden çevirisi "Minicik dalga"...etrafımdaki bütün güzellikleri bir deniz dalgası kadar serin aynı, zamanda sıcak bulurdum belirli bir dal ayrımcılığı yok kitabın içinde genel konusu"Sevgi",sevdiğim insanlar ,hayallerim, doğanın sevdiğim güzellikleri, mevsimleri .... Böylece bu kitap sayesinde sevdiğim her şeye herkese birer şiir hediye etmiş oldum, işte böyle yorumladım ilk çırpınışlarımı.34 şiirden oluşan 46 sayfalık ismi kadar minicik bir kitap işte hiç büyümeyecek küçük bir çocuk gibi.Çocukluk şiirleri,kardeşlerimize küçüklerimize öğretebileceğimiz türden,zaten kendim yazarken çocukmuşum daha ne olsun. :) 
2012 yılında ise kendime farklı bir deneyim çıkartmak isteyerek,günlük türünden bir roman yazmaya karar verdim.Yazarken tek başına hayat verdiğim hayali karakterler tanıdım,hiçbir zaman uzun bir günlük serüveni olmayan yaşantımın içinde, hayali bir karakterin günlüğünü yazdım ,Serenadë-Serenad.
İlk başta bir aşk hikayesi gibi görünen fakat genel ana teması İntikam olan,hayatın bize karşı intikamı her şeyin dönüp dolaşıp aynı yere nasıl geldiğini açıklamaya çalışan 150 sayfalık bir hikaye.
Gerçek yaşantımla çokta zıt olan bir roman hayali bir hikaye ama gerek duygu açısından,ismi veya bir yerlerden her yazdığımı doğrudan kendi hayatımdan bir şeyler ile bağlarım.
Yazdıklarıma yorum yapma başlığı  gibisinden de ilk defa yazıyorum,boş kalan "Çeviri"kategorisinin ilk konularından biriydi bu.Daha blogger dünyasına katılmadan önce düşündüğüm bu fikir esnasında bir hayalimi de burada sizlerle gerçekleştirmiş olacağım .Bir arnavutum ve türkçe hiçbir eğitim almadım dilim farklı yazdıklarımda aynı şekilde arnavutçadan.Sayesinde bugün türkçeyi kendi dilim kadar sevdiğim Anneannem türktür.Türkçe eğitim almamamı engel görmedim hiç yazmaya daha belki türkçe kitap çıkartmadım bu yüzden bu gün bu hayalim için bir adım atmayı düşünerekten bu serüvenime çeviriyle başlamaya karar verdim.Öncesine Pozitif Manyak öz kardeşim gibi  tanımladığım insana armağanım olsun bu başlık zaten söz vermiştim,sonra buraya gelir gelmez Deeptone ona da sözüm vardı ne zamandır,Ceren ablamda aynı şekilde kısaca buradaki herkesle paylaşmış olacağım.Bu günkü yazımda her iki kitabımın ön sözünü çevirip diğer gelecek başlıklarda da 3-5 şiir çevirisi yazarım her seferinde :) Belki bir gün çeviri gerektirmeyecek düpedüz türkçede yazdığım bir kitabım olur kim bilir... :)


Minicik dalga 

(Valëza e vogël)


Yüreğimin kıyısına vurdu
minicik bir dalga,
korkmuş,ürkmüş bir şekilde.

Sokulu verdim yavaşça yanına,
ne söylemek istediğini anlamak istedim.
Zavallımın şiirseldi sohbeti,
ne hoş konuşuyordu duyguları.

Acılarımı dindireceğim -dedi,
artık her bir kıyıya çarpmayacağım...
Sessiz olacağım ,düşlerim konuşacak benim.
Ne itiraflar duymuş , içindekilerini dökmeye gelen
herkes bu denize, onu anlatıp durdu bütün bir vakit boyunca.

Minicik dalga son bir kez çarptı yüreğimin kıyısına,
bütün anılarını yıkadı attı üzerinden.
Belki artık yaşadıklarının bir ismi yoktu
ama duyguları hala olduğu yerdeydi,
dalganın ardından bıraktığı kırıntılardı hisleri.






Serenad-(Serenadë)

"Aşk dediğin saftır, onun hayatın kötülükleri karşısında bir tanımı, savaşabilme, önleyebilme gücü yoktur, sevmeyi bilir sadece, tertemiz olabilmeyi, bu yüzdendir tehlikenin eşiğinde olma ihtimalinin her gün daha büyük olması :berraklığı...
Benim buradaki tek sorumluluğum anlatmaktı o notalar zaten hep vardı ,sadece sessizlikte hayat bulmayı bekliyorlardı ,masum bir aşk melodisini çalmayı.

Hayatta başarıların zirvesine vardığımızı düşündüğümüz an ,tepe takla bir kayboluşun derinliğinde buluruz kendimizi.
Yaşantımız bazen bir şarkıya benzer,çok sevdiğimiz bir şarkının içinde notalar nasıl kendiliğinden bağlı çalıyorsa , uçurumlar kadar uzaklaşabilme ihtimalide vardır, aynı müziğin sona yaklaşması gibi.Daha az önce yüksek bir sesle dinlediğin bir şarkının bir kaç dakika sonra yerini sessizliğe vermesi gibi.Hayatın tek farkı, bu yaşamın tekrarı olmuyor o notalar tekrar-tekrar aynı müziği çalmıyor.Tek çağırış artık sessizlikti, notalar çaresizdi...Diğer aşk şarkılarına göre acımasızdı bu Serenad, hayatın bir oyunuydu bu Jon ve Roza'ya karşı .İlan edilen bir zafer ve bu şarkının ismiydi geride kalan kırıntılardan: Bir Serenadın kaybedebileceği hikaye..!"  









2 Mart 2014 Pazar

DEEP TONE-SADE VE DERİN




"Yaptığımız her şey yırtılırcasına gerçek olmalı. Çığlık çığlığa. Yazacaksak iç organlarımızı parçalarcasına yazmalıyız, derimizi soyarcasına.. Okurken de yazarla savaşmalıyız. Öfkelenmeliyiz ona. Ona ter döktürüp sonra teslim olmalıyız. Okuduktan sonra da, yazdıktan sonra da, yaşarken de dünyaya tekrar dönmek zor olmalı..

Hayat bak! Dur sen biraz ya da tamam; ya sen devam et ama bir izin ver, sürekli üstüme gelme. Her gün bir şey çıkarma, bir normal ol, aklını başına topla. Bak sen devam et ben şurada ineyim. Daha doğrusu; hemen şu anda bir uyuyayım, sen yavaşladığında uyanırım. O zaman uyandır beni.."


Bazı kitapları bitirip rafta kaldırmaya kıyamam ,bir hayatı terk ediyormuşcasına,  başka bir yaşama atılırmış gibi  bir hisse kapılırım.Sade ve Derin ise okumaya başlamayı  bile kıyamadıklarımdandı. Orada  okuduklarımız ,kendi hayatımızdan örnekler ve satırlardı  çünkü.
Kendini sanata ,kısaca güzel olan ne varsa ona adamış ,olan sevgi dolu  Deeptone arkadaşım, dilerim Sade ve Derin sonu olmayan eserlerinin bir başlangıcıdır ve sen hep yaz, çünkü bizler seni öyle tanıdık ve senin kaleminin tükenmesi demek ,seni kaybedeceğimiz anlamına gelir. Bize kelimelerle hayat ver, yaşam ne demek dediklerinde kelimelerin göstereceğimiz en güzel ispat ,sebep olsun, Deep yaşamak güzel diyor diye cevap verelim.Gerisinde her yazı için yaptığım yorum konuşuyor ,kitap önemli olunca yazarımızda tanıdık ,okurken haliyle kendini Blog da ki gibi hissediyorsun, yorum yapmak geliyor içinden.Kitap günlüğümün değerini yitiri verdi :)Düşünün hayatınızda önemli sınavlarından birini yaşıyorsunuz ve benim yanımda teselli olanların arasında bu kitap vardı ,onun her sayfası her şeyin yolunda gideceğini söylüyordu ,bu nedenle milli eğitim sınavımı Sade ve Derin sayesinde güzel hatırlamış oluyorum her seferimde ,burada da paylaşmak istedim . 
Bu küçücük yer kaplayan ama içi yaşam dolu olan kitap dostuma ,daha da bir renk katmama katkıda bulunan  not kağıtcıklarıma saygılar hürmetler. :) Her şeyden öte ama en büyük teşekkür borcum yine Ceren Ablama.
Şimdi, kitap 163 sayfa ,içinde ki yazılar 8 kategoriye  ayrılmış:Sanat,Aşk ,İnsan,Yaşam,Gelişim,Mevsimler,Tarih ve Denemeler.
Yorumlarımı başlık ismiyle belirtmek isterdim ,fakat okumayanlar için bir sürprizi kalmaz diye sayıyla belirtim 1,2,3…80 kadar böyle devam ediyor.Her kategoriden en sevdiğim başlıkları da işaretlemiş oldum mesela ilk kategoriden:”İLGİ BİLGİ VE DOĞALLIK”, İkinci kategoriden:”SONSUZ TANGO”,sonra ”HAYAT SEN GİT BEN GELİYORUM”(arka kapakta çok sevdiğimiz kısa yazıda bu başlıktan),”DÜŞ FIRÇASI,YIRTILIRCASINA(bu da diğer bir başlıktan alınan kapak yazısı ), YAĞMUR KASIMI,AŞK DİSLİKE MAILLERİMİ RİTİVİTLE BANA,DÜNYANIN GÖZÜNE VURUYORUZ en sevdiğim yazılar oldu ama aralarında favorimde ,yani kitabın tamamından en sevdiğim” SONSUZ TANGO” yazısı  oldu.
Üç yazı var ki ,karanlık bir düş var sanki, içlerinde diğer yazılardan farklı, bunlardan biri de Sonsuz Tango ve bu yazıdan önce ve sonrasına iki başlık  daha var ki, bunlar çok ilgimi çekmiş oldu, şiirle dans ediyor sanki bu üçü …Benim yorumum uzun oldu ama her güzel anı gibi bunu da paylaşmak istedim burada, arada altı çizilmiş kelimelerde geçiyor yorumlarımda ,dikkat edin. :) Bu haftalıkta benden bu kadar…

I

1.Sanat Aşktır ,gök kuşağından oluşan,kültürden doğan bir aşk ...Rengi ise sevgidir!
2.Yaşanmışlıklar ve hissler ilhamın aynasıdır,hayatımızdaki olayları bize hissettirmesini bilende marifet.
3.Biz insanlarda notalara benzediğimizden olabilir.Bir  melodi mutlu çalmaz ,sözleri umutsuz ise yada tam tersi...İnsanlarda öyle,hayat iyi gitmez sen iyi olmadıkça.Müzik gibi hissetmek lazım hayatı!
4.Bu hayat benim mi ?Bu parçalar bana mı ait ,ben kimim?Saflaşmak için safralardan kurtulmak gerek!
5.Sayfaları boş ,güzel kapaklı bir kitap gibi olmalı her hal çakma sanatçı!Oysa ki yazmasını da bilmesi gerek  ki okurken hissetsin ,taklidi olmasın sanatın.Berrak sular kadar temiz olmalı sanat.”Hayatın Yansıması”
6.Önce ruhu okşayan sonrada  ürpertiren yazı .Sevilmeyi istemek ,anlaşılmayı beklemek ,herkes gibi olabilme dileği bu kadar zor mu ?Yoksa bir şeyleri istemek mi imkansız ?
7.Anlıyorum niye anlamadıklarımıza fransız kaldım dediğimize :).Bir çok asırlar geçmesi lazım ülkemin bu kültüre ulaşabilmesi için .Fransız olmak varmış ,bir peri sihrinin dokunuşuna uğramak.
8.Başarının yolu sevmek ve acıdan geçer der babam .Acıyı zorluğu bilenin aşkı geçici bir heves değilir .
Bu sevgiye ulaşmak isteyen ise Deeptone gore :kitap okumalı ,belge okumalı ,şehri uzun uzun yürüyerek gezmeli ,fotoğraf çekmeli ,çok kişiyle konuşmalı vs...
9.Şazem-güz,hız vb temsil ediyor ,büyü yapan anlamında büyücü .Kemal Sunalın filminden GuruYabani geldi aklıma nedense :)
10.”Yok öyle bir dünya çocuğum” tamam adı üstünde eski ama bu günlerinde en az o eski dediğimiz günler  kadar bir anlamı olmalı .Nostaljik bir kültür merkezi olsa keşke!  

II

11.Birinci mit :”aşkın hayal hali”-nasıl sevildiğini bile bilmeyen karşı taraf!
İkinci mit : “manipülasyon aşk”-gösterilenlerle ,duyduklarımızla öğretilen aşk !
“Aşk temiz zihinlerin içinde yaşam bulan bir duygu ,sadece mutluluktan ibaret ,kendi başına da yaşayan ”
12.”Aşkın Mavi Hali”O zaman ben aşka aşığım:aşkın serüven rengine,dansına,sanata,Siyahları siliyorum bundan böyle hayatımdan. :)
 13.Yok yok bence çocuk olan aşk bizlerde oyuncağıyız ama öyle güzel bir oyun denetliyor ki üstümüzde,ancak bir çocuk böyle güzel yaşam ve duygu katar oyuncağına!
14.Sevgi narin bir duygudur ,doğasındaki mavi sularında yüzmesine izin ver.Sevgi bazen “sessizlikte ki mutluluk çığlığıdır”susarakta kendini ifade edebilir.Hatta en çok susarak hissedilir.
15.Sevgi demek sevgili değildir ,tam tersi  daha fazla sevmek için ayrı bir sebeptir .Oysa sevgili demek etrafındakilerden farklı olarak sana dünyayı sevdirendir.
16.İnsan  yabanisi artık çok ,bunlar hep sessiz bir fırtınanın gürültüsü gibi .
Artık sohbetler sessiz sinema oyunu gibi.Acaba üzülmek başkasını üzmemizi önler mi gerçekten?
17.”Sanallaşan Hayat”
18.Derin dokundu kalbime: pembe cennetler,siyah gökyüzüler,”gelme mavi cenazeme”...
19.Sonsuzluktaki son tango olsa gerek...Şiirler dans eden yazı sevdim seni :)
20.Cehennem otobanında,siyah orkidelerle birlikte,yanıma yalnızlık senfonisini de alarak,bütün cadıları hafızasında kilitleyen o mezara gidiyorum!

III

21.İşte bu yüzden güzel ya geçmiş ,güvenlide.Eksik filan ama nasıl hatırlayacağımız en azından bu bizim elimizde.Gelecek belki de gerçek ama huzursuz...Güvenli bir geçmişi tercih ederekten .
22.En saf halini bul,yıkılsan da,tekrar yıkılacağına bilmene rağmen çabucak kalk.Yoksa kaldıramadığın o boş alan sana sertçe eser  hayat diye bir şey kalmaz senin için yerle bir olur.
23.Holywod’tan fırlayan Hayat,her şeye rağmen sevilecek keratasın :) Bu kadar  ilgi yeterse bende bir gideyim artık nasıl olsa seni kullanmanın bir yolu,kılavuzun yok .
24.Yanlışa giden yol insana hep daha cazip gelir.Bu uzun yolda bizi yalnız bırakmayan işaretlerdir .
Yetkisi olmayan insanın,özgür irade düşüncesi ve zamanı vardır.Boşuna dememişler acele işe şeytan karışır diye.
25.İyi niyetle yaptıklarımız bazen yanlış yeşeriyor yada aksi hali. Bu yazı aynen “sarhoşun teki paltosunu çıkarıp atınca ki  farkında olmadan birisini örtüğünü ve bu yüzden cenneti kazandığı hikayesine benziyor.
26.İyilik insanların maskelerine sürdükleri bir makyaj malzemesi  ise ,gerçek iyiliğin var oluşundan şüphe duyarım.
27.Kendimi unutmak istiyorum “MUTLU OLMAK İÇİN”...
28. Kendimizi ifade edebilme çabası değil mi zaten bizleri hayata kaptıran?Umut ve cesaret  aynı ağırlıkla tartılmalılar birbirlerine ödün vermeyerek.
29.Tamam bir operatör şubesinin müdürü olunca komşumun komşusuna da mesaj çekerim söz.:)
Sanki taş devrinden geliyorum bir mesaj çekmek en az 10 dakikamı alır. :D
 30.Dertsiz hayatın tercümesi-Boş hayat !

IV

31.Üstü bunu bileceksin ama yeri geldiğinde  usulünce sesini yükseltmesini de.
32.Dünya hala varken bu günü hep son gününmüş gibi yaşa.Yarın sevmek için çok geç olabilir!
33.Yaşarken düş fırçasını sakın unutma !Yaşa ki hayatını yaşatasın ,çünkü dünya görmek istediğin gibi .
34.Meleklerin sana mesajı var:mutlu ol,olumlu ol,pozitif olmaya çalış her daim.Sonuçta biten her şeyin şarjı bitmiştir. :)
35.Hep çaylak kalmak en iyisi sanırsam “Hayatta”.
36.Dalga geçme benle hayat,sürekli zıtlaşma,bak bir kere konuşacağım :ben edebince rolümü oynayacağım seninde görevin beni mutlu etmek olacak o kadar .
37.Hadi yine çocuk olsak ya...Gitme be mazi .Gitmesen olmaz mı haydi yanımda kal.
38.”Ritüalli alışkanlıklar hayat türü “,”Mutlu bir Hayat”seçmeli.
39.Kötü duyguların turşusunu kur ve bahar gelince çöpe at .”Hayatın yemeğine sirke at ki dibi tutmasın”. :)
40.”Geride kalmış günlerin dertlerine katlanmaktan kurtulmanın ferahlığı içinde”-bir yaz masalı hayali.

V

41.Bazen etrafımız bizim ilham kaynağımız olu verir ve etkilendiklerimiz hep bir bilmece gibi gözükür bizlere hep meraklı bir göz tespitiyle bakarız  etrafa,oysaki asıl benliğimiz sır haberimiz yok .Keşfet kendini  yeniden hayata gel.
42.Bu sabah uyandığında egonun gölgesinden kurtulmuş bir şekilde sade uyan.
Sil baştan başla ,farz et ki format atıldı beynine daha yeni uyanmışken  yeniden yeni hayaller kurman an meselesi  ve çocuk oyuncağı senin için. Haydı hayal et.
43.Düşünüyorumda bazen  çocuklar ve yetişkinler sanki ara ara rol değiştiriyorlar anlaşılmaz hale geliyorlar.Ben tam ortasındayım her ikisinin.Büyümüşte küçülmüş sözü geldi bir an aklıma.
Gerçekler hayallere göre soğuktur çünkü insanlara göre hayallerimizi gerçekleştirmek imkansızdır istediğini düşler dilediğince süslersin oysa gerçeğin  tek bir yüzü var birdir.
44.Hayatı tassaruf etmek bir yerde aslında bir görevdir.Kazandıklarını keşfe dönüştürmek ve keşiflerde kendini bulman gerek,kendin ol !
45.Doğa eşittir Sanat  demek ki her birimizin doğasında sanat var .Doğanın deneyimlerini hayata geçirmeli.
46.Hayata karşı bakış açını değiştirebilen güçte olmalı bir yazı .Yüreğinde kelebeklerin kanat çırptığı duygusu uyandırmalı hissettirmeli.Duyguyu ifade ede bilen sanat dediğimiz ne fotoğraf nede doğa anlatamaz  yazının söylediklerini.
47.Sistemli yaşamak,plan yapmak,kararlarımızı yerine getirmek,not  tutmak düzenli olmak.
48.Dört mevsim çiçek gibi açabilmek adına ,yaz mevsimlerini enerji dolu geçirmeliyiz.
Hijyenik beyinlerimiz içinde organik yaşayalım!
49.Bazen ruhumuz bunalır ama yaşam bizi mutluymuş gibi gözükmemizi gerektirir.
Ara ara boğuluyormuş gibi oluruz ,hayal güçlerimiz bizi düşler ülkesinde gezdirir!
Bazen sebepsizde üzülürüz.
50.Madem ki koşuyoruz hayatta bir maratona benzese ya  engelsiz ...
Hayatın diğer tanımı:anti depresant yaşam !

VI

51.Yaz konseptini kışın uygulayan yazıdaki hayali karakter uyarmadı deme hastanelik olacaksın :)
En iyisi biz her sene ki gibi kışın çerçevelik bir hayat yaşamaya devam edelim .
52.İnsanlarla aramızda uyum sağlamamız gerek arada kendimizden ödünde vererek.
Kısaca ortak bir sevgi dili bulup iletişime geçmemizi söylüyor yazı. 
53.Mavi boncuk verelim yaza evet evet benimde gönlüm yaz mevsiminde olsun :)
Doğa bile sonbaharda üzülüyor okulların açılmasına ya :D
54.Sabah,öğlen,gün istediği kadar sıcak olsun ,önümüz kışsa bu tedirginlik mutsuz eder ama beni.
Neyse ki önümüz ilk bahar ,yaz bu yazıyı her kış sonu oku Yüsra .
55.Bir kere kış gitsin niye yaz gidiyor .İnsanlar birer tablo demiştim ,hayat tesadüfleri severde...
Kim demiş mevsimler insanı değiştirmez diye kızdım yazıya ama kış diye diye. :)
56.Marine edilmiş ruhumu bir bütün tüketebilmek için ruh paketi al .Ruhumuza değinmeli ulaşmalı.
57.Mozaik insanlar,kışı sevmeyen ben.En çokta hasta olunca kalınlaşan ses çok tatlıdır. :)
58.Güneş ruhumuzda ,sevgi kalbimizde  ,biz hep yaz mevsimiyiz ne güzel.
Anlımızda iyi bir insan mıyız kötü mü yazmıyor.Oysa yağmur çok saf herkezin üzerine yağıyor ayrımcılık yapmadan.
59.Kışı sevmememe rağmen,yılbaşı gecesi doğanın karla bürünmesini isterim .Beyaz ne de güzel bir reng özel ve natüral.
60.Kırmasak birbirimizi ölürmüyüz sanki ,aynı duyguları paylaşmak bu kadar zor olmamalı ,ayrılıkta,sıcacık anlamak gerek.Derinlere düşsekte umutlarımız döndürmeli bizi hayata.

VII

61.Söz uçar yazı kalır,bu sayede bu yazının kalemi, unutturmayacak 100 yıllar öncesini.
Her okunduğunda yaşanmışlık hissi doğacak hep o yıllara dönüyormuşuz gibi.Eskilerden en çok zamakları merak eder dururum.
62.Zaman tünelinden bilgiler:
- 100 yıl önce ananas nedir bilmezlermiş muzda öyle.
-Hıdrelezden kalma bir alışkanlığımız var ama hala mesela buradakiler o gün küvezi suyla doldurur çiçek atarlar içine öyle banyo yaparlar.
63.Eskiden ise Makedonya da ise Josip Broz Titonun fotoğrafı asılırmış her evin duvarına bu  yüzden  eğer bir evin yıkım kararı çıkarsa  o evin hangi duvarında fotoğraf asılı ise o duvarı yıkmazlarmış .
64.İnsanlar neye benzeyecek 200 yıl sonra ?Uzaylılara benziyor espirisi mi yoksa gerçek olacak?Belki uzaylılara komşu olacağız tövbe tövbe,dünyada memleketimiz olacak 2222 senesi attım diyelim ne garip .
65.”21Years” videoeosu :vay be 1 yıl aralıksız her saniye oğlunu videoya çeken efsanesini biliyordum bir de 21 yıl varmış dile kolay :) Hatırlıyorum ya tabi güya kıyamet kopacaktı 21 Aralık o kafayla dalga geçip bütün sınıf 21 Aralıktaki sınavımıza çalışmamıştık kıyamet kopacak diye tabi işin sırrı dalga geçmekteydi ,güzel bir anıyı hatırlamış oldum.
66.Samimi kalan tek zaman tarih zaten.Artık gülüşlerimizi bile internet ifadeleri anlatıyor.
Önemli insanlar doğallıkta doğada bulmuşlar sanatlarını kendilerini.
“Dokunmatik tuşlu sanatçılar”-traji-komik.
67.Robota dönüşmeye az kala .İnternet mağduru bir nesil.
68.Kelebek ömrüne dönüştü duygularımız!
69.Daha eskileri seviyorum diye takılayım yazılanlardan bir The Beatles ten bilgim var.
70.Yabancı kültürünün sevdiğim özelliklerinden biri ,yarattıklarını ve sanatlarını sınırsız bir şekilde konuşturmaları.Bazı ülkelere gerek bazı konular çok uzak gelirken ,Fransa Amerika vs bunlar ,çerçevesiz bir kültür yaşıyorlar.

VIII

71.”Dile getirilmeyen sözler gözlerde birikir...”Dünkü mutluluğumuzu bu güne de,yarına da taşıyalım.Hadi mutlu olmak için sen at ilk adımı.
72.İnsanlar ailelerini üzmüşlerdi ,doğa,güneş ve gökyüzü kuşmuş doğurduklarına ...Oysa istedikleri sevgi içinde yaşamalarıydı insanların.Güneşte gülümseyecekti o zaman.
73.Yaşamamızın bir anlamı yok çünkü anlam katan biziz hayata.Yalnızlık bazen huzur verir ve tamda o zaman bize arkadaşlık eden, sadece yalnızlığımızın sesi ve izleri olur.
74.Anılarımızdan ,özlemlerimizden oluşan benim adam,odam...Katı,sert bir insanmış gibi görünüp te duygularımızı örtmek ,kendini hiçbir şeye hazır hissedememek.Hayatı kontrol etmekle kontrolü hayata bırakmak.
75.Cennetle,cehennem her gün evleniyor ruhlarımızda ,bizde şahitleriyiz.Dünya yanıyor!Söndür onu!
Kurtar beni Ey İnsan !
76.Denetlemeyi bekleyen bir hayat var.Hep bir zaman seçeriz yapmak istediklerimize umut sen bekle deriz .Gölge olmak yerine hayatın seni fark etmesine izin ver.
77.Siyah-Beyaz hayatımızın içine biraz renk getir Melek!
78.Sen de “Küllü Köpükler”  ben diyeyim “Sevgi tomurcukları”. :) Herkes sevecek bundan sonra...
79.Demek ki biblolar kırılmıyor denizde,adada kırılmadıkça.Hadi kaçtım ben özle beni emi hayat. :)
80.Olup olanlara gerektiği için oldu demek yerine hep sorguluyoruz.Hayat bir konserve açacağı.