4 Ocak 2016 Pazartesi

DEEPTONE-FRAMBUAZLI HAYAT




Tanıtım Bülteninden

Yaşamadan önce hayatımızın bir fragmanını izleyip güzelse öyle yaşayalım. Yoksa üzülürüz. Üzülmeden de olmaz zaten. Minik bir fırça darbesi ile hüzünden neşeye geçebiliriz. Hayat basit ve kısa. İnsanlar ise çok karmaşık ve derin. Yolculuk yaparak hafifliyoruz. Hayat da bir yolculuk ama. Kendimizi aradığımız. Hayal kurduğumuz. Hayallerimiz kadar güzel ruhumuz. Umutlarımız kadar. Sevgi bize yakışıyor ay da geceye. Çiçekler ve anılar oldukça vazgeçmeyiz hayata tutunmaktan. Kendimize mutluluk ararız. Denemeden bulunmuyor o da. İçimizdeki düşmanla barışmadan. Zihnimizi biraz susturmadan. Hayatın kendisi çok doğal aslında. Ve bir yaz yağmuru kadar kısa ve hoş. Bizler de zaten birer damlayız. Gökkuşağında parıldayan. Hayat sana teşekkür ederiz bu kadar güzel ve yaşanası olduğun için. Biz sana hakkını veremesek de.


Özet

Hayata bir yerden başlamak zor diyor Deep.Bu yüzden bende ilk söz bulmaya zorlandığım için, aklımda Frambuazlı Hayat'tan kalan bir yazıyla başlangıç yapmak istedim.
Gerisi ama kolay geliyor diye devam ediyor yazı.Bir üçüncü kızı daha oldu yazarımızın,yani bir çocuk saflığında bir kitabı daha ama bu diğer kardeşlere göre daha çok bilmiş bir esrarın havasında ilerliyor, yaz kızı çünkü, cıvıl, cıvıl :)
Bilim adamı olacak büyünce Fram  bes belli:) Sade, Mavi, Fram üçü bir bütün olarak, mitoloji güzelleri gibi algılanıyor.
Sade ve Derin ilk defa 2014 yılının başlarında yayımlandı, ondan bir yıl aradan sonra Derin Mavi ve Deep bizi şaşırtırarak aynı sene, yani geçtiğimiz 2015 yılının yaz aylarında, Frambuazlı Hayatıda kitap dünyasına kattı, hemde ne kitap. İlk iki kitap İkinci adam yayın evlerinden çıkmıştı, Frambuazlı Hayat ise Serüven  kitap evi tarafından yayımlandı. Üç kitabında yayın yılı bizlere çok ta uzak değil .Deep yıllardır yazıyor, hatta daha fazlasınıda yazabilirim diyor ancak bu konuda temkinli davranmayı yeğliyor.
Aşk,Sanat,İnsan ve yaşama dair konuları ele alıp yazıyor, hem kitapları, hemde blogunda yazdığı her yazı birbirinden farklı konular, hayattan ama farklı bakış açılarından,  başka bir gözle bakıyor.
Sade ve Derin: Sanat,Aşk ,İnsan,Yaşam,Gelişim,Mevsimler,Tarih ve Denemeleri,gibi belirli sekiz kategoriye ayrılıyor.
Derin Mavi ise:Şiir ve Öyküler üzerinde ilerliyor.41 şiir ve aynı şekilde 41 öykü.
  Frambuazlı Hayat daha geniş bir bilgi serüvenine sahip.Sanat,Kültür,İnsan,Yaşam,Gelişim,Yaz,Müzik,Yansımalar,Düşünceler ve Deneme yazılarından oluşuyor.Ayrıca son kitapta kişisel düşüncelere daha fazla ağırlık verildiğini düşünmekteyim, bir bütün olarak, üç kitaptada dünya ve insan üzerinden bahsedilsede.Zaten bir esere insan kendinden ne kadar daha fazla ödün verirse, okadar daha fazla hissedilir olduğunu yazarın kendiside bunu belirtiyor.
Sinema ve Müzik dünyasından paylaşılan bilgiler ise, hayran kalınası.
Deep bu konuda ilgi duyduğum alanlar sadece diye nitelendirsede, bir tek okumakla alakalı kalmıyor, bunun açıklamasını Frambuazlı Hayatta, neyse ki öğrenmiş  bulundum.
İlgi,beğeni,öğrenmek,bilgilenmek,okuma gibi alanların hepsinin farklı kavramlar olduğunu söylüyor.Yazarımız  Sanat dünyasında emek verilen girişimlerde bulunarak, önemli sonuçlara varıyor .
Bu yüzden onu bir yönetmen konumunda olsaydı, nasıl bir gözle bakar sinema dünyasıyla ilgili fikirlerini izlediği film listelerinden ve son kitabında yer verdiği yazılarıdan kavrayabilsemde, nasıl bir  çaba gösterirdi yaratacağı filmlere düşüncesi, beni hep merak içinde bırakacak.
Eserlerin  kendilerine mi, yoksa o eserleri yaratan Deep'in kendi bilgi hazinesine mi hayranım, diye daha kitabın başında, yani "Mitoz Sanat" yazısında kendime bu soruyu sorarken buldum ve sanırsam ikisinin önemli yer kapladığının yanıtını almış bulundum,   birbirlerini tamamlıyorlar Deep ve kitapları .
Yani benim için kitap önemli olduğu kadar, yazarıda önemli olur ve tam tersi.
Yorumlanabilecek özellikler saymakla bitmez, bu yüzden ben önceki kitaplar yani Sade ve Derin ve Derin Maviye  nasıl davrandıysam, aynı ilgiyi Frambuazlı Hayata göstermeyi eksik etmedim.Gelenek bozmak yerine, üstüne daha fazla şeyin katılabileceği kanısında olurum.
Sade ve Derinde yorumlarımı renkli not kyağıtları kullanarak yapmıştım,Derin Mavide kitabın  kapak konseptine uygun, bir martının kanadında yorum bırakarak, fikirlerimi beyan etmiştim .
Frambuazlı Hayat için ise gene not kyağıtlarını ihmal etmedim.Onların üzerinde yazmak bana mutluluk veriyor.Şöyle ki, Frambuazlı Hayatın ismine uyup, küçük küçük pembe ve mavi Frambuazların üstüne kitaptan sevdiğim sözlerin yanında kendi düşüncelerimide katmış oldum.Pembe ve Mavi renklerinin, daha baskın olduğunu hissetirdi bana kitabın içi.
Ben senin yerinede  düşünürüm der gibi yazılar, diye bir söz kullanmıştım Derin Mavinin özetinde.
Bu sözümü tamamlayan ve ya düzelten ise yine Frambuazlı hayat oldu.
Evet bu yazılar bizim düşündüğümüz herşeye açıklama getirebiliyor ama sonucunda edebilecek tek kelime bırakmıyor gibisindende dedirtmiyor, aynı zamanda sorgulatıyor, hayal kurduruyor ve başka diyarlara yelken açmamızı sağlıyor, asıl okumayı bitirince aklında kalanları analiz ederek okunmaya başlıyor ve her seferinde yeni olumlu sonuçlar alıyoruz .Budur zaten güzel olan.Sorgulatmayan sanat ise popüler sanattır diyor Deep. Onlar hayal kurdurmaz, hazır hayaller sunar ve bizde bu şekilde duyarlılığımızı kaybederiz yavaş yavaş.Seçim bizim.Hayatta nasıl yaşayacağımız ve ne olacağımız hakkında.Erkek ve Kadın demeden bir bütün olarak insanlık halleri okadar iyi tanımlanıyor ki, kitapta insanları konu alan bu  yazılarda bir zaman tünelindeymiş gibi, hayatta rastladığınız, karşılaştığınız, tanıdığınız farklı  karakterler  gelip geçiyor kafanızdan, bende böyle bir etki yarattı şahsen.  Yürüyor ve tanıdık yüzler görüyormuş gibi yolda,okudum o başlıkları.
Biliyorum yazdıklarım bir özet olmanın çok dışında, bir analiz diyelim bu yüzden kısa olamaz.
İnsanı bir kitapta bukadar iyi tanımlamanın, sebebi nedir dersem, ben kendime  sinema ve müzik için verdiğim cevabın  yetmediğini söyleyebilirim.Belki yaşamakla ilgili bir gizem.Dünyaya biraz daha yakın durmanın,hayatı biraz daha sevdirip,ama insandan bir tık daha uzaklaştıran karmaşık insanlık hallerini benimsedim satırlarda.
Hem bu kadar derin olup, hemde bukadar doğal aktarılması yazıların okuyucuya ise herşeyin başında geliyor, en çok ilgi uyandıran bu oldu bende kutlarım.
Kendi açımdan kişisel olarak, cevabını bulamadığım bir soru daha buldum kitapta, aynı İnsanları bu kadar iyi tanımanın sebebini çözemediğim gibi," kendine güveni olmayanı bir başkasına güveni olabilir mi" sorusunada yanıt veremedim.
Her kategoriden kendi payıma en sevdiğim yazılar diye çıkartmak istediğim başlık isimleri oldu ama bu olanaksızdı.Çünkü bir önceki yazıda çok sevdiğim birşeyler yakalıyorum, diğer bir yazıda başka sevdiğim bir özelliği, bu durumda en sevdiğim özelliği seçmem gerekiyordu, her kategoride.Ondan Sade ve Derinde yaptığım gibi bu sefer öyle bir ayrı enler listesi oluşturmadım, bir bütün olarak yazıların  bende ki uyandırdıkları hissleri ve o dokunuşları çok sevdim.
Tek bir yazıyı özümsedim oda Deneme kategorisinin ilk yazısı "Bulutlarda Asılıyız hepimiz" oldu.
Neden diye yanıtlayacak olursam.Birşeyi çok sevdiğimi  nasıl anlarım ben, onu uyguladım, kitaptan en çok aklımda kalan yazıyı sorguladım,  kafamda canlananı, hissettireni.
Mesela Bulutlarda asılıyız hepimiz deyince, benim aklıma Feridun Düzağaçtan, Beni Bırakma şarkısının klibi geliyor aklıma o canlanıyor beynimde, onu okuyunca ve Mehmet Güreliden, Kimse bilmez şarkısı eşliğindede okuyorum. Şarkı  arkadan çalar işte, beynimde çalmıştır önce, yakıştırmış ve gerçekten    hayatta geçirmek güzel olduğunu düşünerek bu yazıyı bu şarkı eşliğinde dinlerim derim bende.
Kafamda canlandırdıklarımı hayatta uygulamak ise bir hayal.Herkes hayallerini gerçekleştirmek ister.Ben gerçekleştirebileceğim hayaller kurmak isterim, bu yüzden çok fazla hayalim olsun istemem, zaten Frambuazlı Hayatta belirtilmiş küçük hedeflerimiz olsun ki onlara ulaşmak kolay olsun diye.
Bulutlarda asılıyız hepimiz yazısı küçük bir hayali canlandırmanın gerçek oluşunu andırıyor, müzik eşliğinde okuyunca o yüzden en sevdiğim.
Bir de son olarak Frambuazlı Hayata, İzmirde ilk elime almak kısmet olmuştu .
Bu bir hayal miydi bilmiyorum.Üstüne durduğum hayallerimin gerçekleşmediğinin düşüncesindeyim.
Şıp diye aklımdan geçen düşünceler ise, gerisinde üzerinde düşünmeyi bıraktığım anda gerçekleşiyor.
Bu yüzden tamda vazgeçtiğimiz anda gerçekleşiyor işte herşey.
 Evet İzmire karşı içimde bir sevgi var,orada huzurlu olacağımı hissederim hep.Orda bulunmak ise imkansız gibi geliyordu.Bu yüzden hayallere kapılma demiştim kendime.Ne güzel olurduda Frambuazlı Hayatı İzmirde elime alsam, gezsem diye geçirmiştim içimden hemen ardından gülmüştüm, dalga geçermiş imkansız anlamında kendimle.Oldu ama hemde bu yaz oldu herşey.Benim yanımda duran bir koruyucu melek sayesinde.. Hayal etmeyi ve Özgür bırakmayı öğreniyorum...
O mutluluğu şuan tekrar yaşıyormuşcasına hissettiren Yaz kategorisinin, kitaptaki barındırdığı yazılar çok içten ve hissedilirdiler.Yazı ne zaman özlesem, kitabı o kategoride açmamı sağlayan, ayraç yerine kullandığım İzmirde yemek yediğimiz o mekandan aldığım bir kyağıt parçası oluyor .
Buna benzerini sevgili İrem arkadaşımızda yapmış ve aynı duygularımızı okuyunca çok sevinmiştim.
Sonrada Deepin kitaplarına Kızçeler demem ve Frambuazlı hayatın kapağında yer alan Alaçatıda ki aynı yerde ,kitap çıktıktan sonra o kapının yanında kızçe yazması... herşey okadar tesadüf ki, Deepin dediklerini söyletiyor ister istemez .Hayat ne güzel...Teşekkürler hayat...  




I
1.Kolayın yanında, Edebiyat en güvenilir sanat türü.Sanatkarların eserleri mi, yoksa o eserleri yarattıkları için ,sanatkarların kendileri mi daha sevilesi, orası bir muamma.Sevilmek ister ama herkes.
2.Mutlu yaşanabilecek bir dünya adına,önce ruhumuzu iyileştirmeli.Sanat,  dünya düzenine açılan bir isyan ateşi,başkaldırı.Sanatkarlar ise her zaman acıları dindirmeye yöneliklerdir.
3.Sanat için sanat,iletişim için sanat…”İnsanlığı nerede, ne zaman unuttuk” kitap okuyan biri, hiç kötü olabilir mi?
4.Kendimizi ifade etmenin peşinde koşarız.Bütünleşmek isteriz sanatla,çünkü anlamanın yanında, yine insanın ruhunu en iyi anlatanda gene sanattır.
5.Popüler sanat hayal kurdurmaz, bize hazır hayaller sunar.Gerçek sanat ise, kendi hayalimizi bulmamızı sağlar...Özel olan sanat, gizli kalandır.
6.Mış gibi rol kesmemek.Yanlış yargıda bulunmamak ve sevdiğimiz bir film ile aynı filmin, iyi veya kötü olmasının, farklı şeyler olduğunu özümsemek gerek.
7.Endüstriyel sinema bir uyuma haliyse(yani  yanılsama),  ozaman sanat sinemasına bir uyanış diyebiliriz(gerçeğe dönüş).
8.Kalıbı olmayan bir düzendir şiir.Nehir gibi taşan duyguların sonucunda yazılır.Gerçek sanat sessizlikte gizlidir.Şiirin mevsimi olmaz, aşk gibi ama şiir en büyük aşk.
9.İnsanlığımızı sanata borçluyuz.Hayatı doğuran şiiri, derin duygular ve sessizlikte aramalı.Hayat uzun o yüzden şiir güzel, çünkü birkaç dizeyle anlaşmak herşeyden en güzel.
10. a) Günümüzde  gösterime sunulan 3D,7D filmlerin, 1800’lerde gösterilen ilk filmle aynı etkisi olmuştur.Sinema salonları birer tapınak olarak kabul ediliyor.Sinema öncelikle Amerika,Fransa,İngiltere,Almanya sonrada İtalyada ilk adımlarını atıyor.Günümüzde ileri gidenler Fransız ve İtalyanlar.
      b)Fransız sinema oyuncuları, göze çarpmayan insanlardır.1800’lerin  sonunda Lumiere kardeşler ve George Melies’in sinemayı keşfetmelerinden sonra, 1900-1950 arası, sessiz sinema yaşıyor Fransa.
Dönemin yönetmenleri:R.Clair,A.Gance,J.Renoir…
Dönemin oyuncuları:M.Linder,S.Bernhardt…
60’lara kadar tarihsel filmler(Anjelik..)  ve komediler (Louis de Funes..)daha önemli bir yer kaplıyor.
1960’larda ise Fransız sineması dönüşüme uğruyor.
     c)Fransız yeni dalga hareketi, sinemayı sokağa, gündelik yaşama taşıyor.Hareketin öncüleri:F.Truffaut,J.L.Godard,C.Chabrol…
Dönemin oyuncuları:A.Delon,Y.Montand,J.L Trintignant…
    d)1980lerde ikinci bir dalga başlıyor,L.Carax,L.Besson ile…
1960-2000 izlenesi film örnekleri: 5/23
    e)2000’lerin Erkek oyuncularından öne çıkanlar:V.Cassel,M.Kassovitz,G.Canet…
Kadın oyuncular:Ch.Gainsbourg,L.Chammah,V.Paradiss…
 Yönetmenler:C.Corsini,P,Chaumeil,F.Cavaye…
İzlenesi 2000-2015 arası filmler 4/44




II
11.İnsan psikolojisine göre dört çeşit insan var:İçbükey,dışbükey,girişimci,sessiz.
Hayata karşı aldığımız tavıra göre ise, iki tür insan var:Mekanık ve Romantik.Her iki tür insan birbirini dengeler.
12.Pazartesi,Peter Pan(büyümemek),Çin,Stockohlm(rehin alan aşık olmak),Suçluluk,Munchaisen(İlgi çekmek,ilgi beklemek) gibi uğradığımız çeşitli sendromlar var.En güzeli ise bir sanat yapısıyla özdeleşmek olan Stendhal Sendromu.
13.Bilmek,duymak,bilgi sahibi olmak,öğrenmek,hayata uygulamak,hepsi farklı kavramlar.Bunları yapabilmek için herşeyden önce, duyarlı, koca bir yüreğe sahip olmak lazım.
14.Popüler kitaplar iyidir,özellikle hoş zaman geçirmek için.Edebiyat ise bizi zorlar,hayatı sorgulatır.
15.Özel olmak, gerçekten içimizden geleni yapmak demektir.Okumakla,göz atmak,bilmek farklı şeyler.Bilmek, içselleştirmekle oluyor.
16.Herşey insan için ve herşey insanı konu alıyor.Gerçek bir hüzün bile, yanılsama bir mutluluktan daha asildir.Düşünerek,okuyarak,yazarak,gerçeklerin ve hayallerin peşinde koşarak, bu dünyayı ayakta tutuyoruz.
17.Hiç müzik kullanmayan filmlerde olabiliyor.Çünkü gündelik yaşam içinde biz yaşarken, sürekli arka fonda bir müzik olmuyor.Filmlerde hayattan konu almış oluyor.Aksiyon filmlerde: ruhlar,rüyalar,ölüm de çok yaygın kullanılır.Maksat ruhumuz acısın ve aslında bu filmlerden çoğumuz birşey anlamayız.Asıl maksat heyecan,aksiyon.
18.Aksiyon filmlerde:sert olan,siyah giyen,cool takılan erkekler oynar.Bu filmlerde silahlar çalışır.
Deşme,kırma,dökme,bağırıp,çağırmak başroldedir.Ortalığı kötülerden temizlemek ister ,bu filmlerde ki adamlar.
19.İzlenmesi gerekenler:Jingle all the way,A christmas story.
20.Bond sinema serüveni 50 yıl  önce başlıyor.Bond denilince genelde filmler üzerinden düşünülür,ancak Bond öncelikle kitap dünyası fenomenidir.
James Bond kitabı yazanlar:Fleming,Kingsley Amis,Colonel Sun,John Gardner,Raymond Bensson,Sebastian Faulks,William Boyd.



III
21.Sözde ıslak saçımızı taradığımız anı düşleriz ama hayaller ve hayatlar başkadır.Gölge düşer bazen hayallerimize, yağmur yağar baharlarımıza...
22.Erkekler biraz daha gelişsede ve kızlar arkadaş konumunu unutmayıp, hatırlasa ve karıştırmasa gerisini, daha iyi bir hal alabiliriz sanki.
23.Bir başka stres atma yöntemi:kyağıt kopartmak.
24.Aynı şehrin, şinkli ve şinksiz insanları.
25.Herkesin bana ihtiyacı var benim ise yaşamaya.Hayatta en kötüsüde,büyük çabaların ve fedakarlıkların karşılığında “bu muydu” sorusu, bunun için miydi herşey?Kimim ben?Bir başkasının hayatını yaşıyormuşcasına yabancılaşmak kendine...
26.Hayaller, çok baştan çıkarıcısınız, gerçeğe döneceğiniz yoksa, yapmayın bunu!
27.Akıllısı çok bu dünyanın, ben içimde ki deliyide kaçırıp gidiyorum, eyvallah.
28.Huzur dolusu sevgi solalım içimize.Birbirimizi geliştirip gelişelim, sahiplenmeden bir nesne gibi sevgiyi,ilişkiyi,farklılıklarımızı sevelim.
29.Kadınlar ölçülü davranıp sevmeyi abartmasa,ilişkiler daha uzun ömürlü olabilir.
30.Erkekler asıl ve en çok seven.Kadın erkeğin gözünde önce kendisini sever,sonrada o erkeği.Erkek sevdikçe,kadın daha çok sevmeye başlar.Kadının sevgisi zamanla artar ve bağlanır.Erkeğin sevgisi hep aynıdır ya da azalır ve biter.




IV
31.Hayatımızın prodüksüyonluğunu üstlenip,güzel hatırlamalı geçmişi ve herşeyi.
32.Ruhum seninle uğraşacağım derken, yeni icatlar çıkartma başıma.Hafif dur yüreğimde ağır olma.Seni hislerine göre, ayarlayabilecek tek bir düğmen olsaydı ama  güzel olurdu.
33.Dükkanlardaki serinlik çizgisinin, bir adım ötesine geçeyim üşüyen grubu olarak :)Hayat sen ama Marmara adalarında geçireceğim bir kaç gün kadar ferah,Amelie kadar zarif ol,deniz dalgası, nazar boncuğum olur musun sende?
34.Tüketmekten vazgeçersek,olduğumuz gibi olursak,güvenirsek başarabiliriz.
35.Bakiyeniz yetersiz olabir ama vadeniz daha dolmamış, sıkıntı yok yani :)
36.Şeytan uzağımızda değil,sahte insanlar.Yaptırdıkları ve aldırdıkları seçimler, zorlukla ayakta tutuyor dünyayı.Her an yıkılmaya hazır, bir deprem gücünde.
37.Mevsim normalleri, normal olmak için birşey yapmazlar,anormaller ise normal olmaya gayret ederler.En kötüsüde, ikisi arasında kalmış olmak olsa gerek.
38.Gittiğim ve koptuğum gibi senden, geri döneceğim hayat.Bütün mevsimlerin renklerini getireceğim sana bu yaz.
39.Var olmayan varolus sıkıntısı yaratma kendine,insanları ve hayatı  değiştiremezsin,ayrıca ne haddine.
Biraz geleceği özle geçmiş yerine,düşüncelerinin hepsi boş alma bu kadar ciddiye.
40.Ertelenmekten bekleyen herşey, bizden bile sıkıldılar.Hayat ertelediğin herşeyi alttan alıyor,  yanılttığını düşünüyorsan hayatı yanılıyorsun,yok öyle göz hayatta yemezler.

V
41.Sevemedik hayallerimizi,güvenemedik  kendimize yeterince,sis düşürdük bize yardım etmek isteyen meleklerin yoluna ,şimdi ne yapsak boş, belki de hayaller yanlıştı!
42.Küçük hedeflerimiz olsun ve herşeyin başı sevgiyle yol bulsun.Bizi asıl mutlu eden, temel insani değerlere ulaşabilelim.Dingin bir ruhla yaşayalım.
43.Kendimizin ve moralimizin farkında olmalı,doğru yapılan bir hareket doğru algılanır ve işte ozaman bakarız kendi çevremizden hayata.
44.Özel olan mutluluk, peşinden koşan o yüzden bizleriz.Mutluluk bir seçimdir.Kendimiz olalım, budur asıl sevdiklerini düşünmek.Bizler iyi oldukça, sevdiklerimizde iyi olur çünkü.Kendimizden kaçmayalım ki hayatta bizden kaçmasın.
45.Ben ruhumu kabul ettim ama ruhum beni kabul eder mi onu bilmem ben.Kim ne yapsın yer yüzünü, dilek fenerinde ki ruhumu, gökyüzüne yelken açmasını izin verdikten sonra.Dönmez ki o...
46.Alışkanlıklarımıza biçilen çerçevenin dışında çıkabiliriz.Korkularımızı yenersek kaygısız,teredütsüz.
47.Dünya kolaylaştıkça ,hayat dahada karmaşık olmaya devam ediyor.Bu yaşamın sonucu huzur olsun yeter ki.
48.Hayatımız üzerinde düşünmeliyiz,tasarlamalıyız.Projemiz, hayat tarafından denetlenir mi gibisinden hafif kaygısı, ileriye dönüp bakmak için gerekli.
49.Özgür olalım,yavaş ve öz yaşayalım.Olumlu çabalara zaman harcamalı.
50.Dünyayı,gözü dünya malında olanlara bıraktım.Bitmek bilmeyen  bu dünya trafiğinde, paylaşılmayan bu hayatta o godotlar daha çok beklenir.

VI
51.Orada bir yaz mavisi gördüm sanki!Unuttuğum yüreğim,umitlerim,huzurum,lavanta  kokulu yazım çok özlendin.
52.Kızlar kendilerini bile anlamakta zorluk çekerler. :)
53.Hayat hep yaz formatında ki bir mucize olsa keşke.Güneş ışınları, mutlu olmaya çabalayan ,birbirimizin  farklılıklarını seven  insanlar olduğumuzu görür belkide.
54.Bana beni veren doğallığını seviyorum yaz.
55.Yeniden doğmak, sevmek, masumiyete dönmek için, iyi ki varsın yaz mevsimi.
56.Gecen, gündüzün, ışınların ve esintinle,insanlara armağan ettiğin anıların güzelliğini okuyarak hissetmek en güzeli yaz.
57.Bir gün olurda senden sıkılırsam yaz,sonbaharın gelmesi için dua edersem ,kaçarsam senden çarpılayım en iyisi. :)
58.Hayat,en çokta yazın yaşamaya değersin ,çiçek,böcek ve gökkuşağı gibi palet renklerinde ki konseptinle ışıl ışılsın sen.
59.Cıvıl cıvıl yaz mevsiminden, bir kaç hayat kesiti.

VII
60.Sonbahar nazik ol,hafif ol ve yazı aratma ne olur.
61.Müzik dile getiremediğimiz ama içinde hissettiğimiz dünyayı ifade eder.O yüzden  çok duygalanabiliyoruz bir sanat eseri dinleyince.Müzisyenler,  müziğin ne kadar içinde girerlerseler, okadar daha hissedilir olur eserleri ve duyguları aktarmaları.
62.Bir çocuklara ok saplamadığın yanın eksik kalsın Eros.Hatta istersen, biz büyüklerde dizlerimizi yaralamaya devam edebiliriz, yeter ki ok saplama.Kötü kalpli olmanın gazabından, kurtar sanatçıları Eros!
63.Şarkılar hep mutlu olsaydı, bu hepimizin her zaman mutlu mutlu yaşadığımızın ve bütün sevgilerin de hep yolunda gittiği anlamına gelirdi.Şarkıların suçu yok yani!
64.Yirmibirinci yüzyılda herşey var(başkaldırı müziği,popüler müzik,alternatif müzik...) internet düzeni bozdu.Özdeleşebileceğimiz idoller kalmadı.O yüzdende eskisi gibi ilahlar,mucizeler çıkmıyor ortaya.
65.Birieyleri kendimiz için değilde başkaları için yaptığımızda popüler olunabiliyor.
Popüler dışı olmak yalnızlığın yanında, özgün olmayıda getiriyor.Seçimlerimiz, kim olduğumuzu ve ne olmak istediğimizi belirliyor bir tekim.
66.Başarılı birkaç sanatçI:Melody Gardot,Joss Stone,Kaki King,KT Tunstall,Pauline Croze,Taylor Swift...
67.Rock proggressive,underground,metal,hard rock dünyasından dinlenesi bir müzisyen ve grup listesi.
68.Birkaç iyi müzisyen:Anouk,Ataraxia,Beirut ve Gogol Bordello.
69.Birkaç iyi müzisyen 2:Ingrid Michaelson,Soley,Vanessa Hessler Floanne ve Alizee,Zooey Deschanel,Kimbra.

VIII
70.Bir kaç iyi müzisyen 3:Midlake an The Last Shadow Puppets,Nick Moss and The Flip Tops,Eric Johnson.
71.Bir şehri,gece sokaklarında yürürken,bir insanın gözlerine bakınca yaşanmışıklarını hissetmek,iz bırakmak,mektupları merak etmek,sadece bir sanatçı ruhunun harcıdır.
72.Hayat koşuşturmacası ve hayaller.
73.Başta insan kendi için güzel olmalı,birileri tarafından izleniyor ve ya bir çekimdeymişcesine,sanatsal filmlerde ki oyuncular kadar doğal davranmak.Doğal ve güzel olmak.
74.Masum annecikler. :) İnsanın annesi varsa dünya elinde zaten demek,ağlayacak omuzda neyin nesi ki yanında...
75.Yazık sana Çudutu :)))
76.Hadi bir Samsunda gidek :)
77.Tatlı insanlar, tatlıyla beslenir Çakıltaşı :)İçimizde bizden habersiz bir ümidin yaşıyor,saklanıyor olması, dış dünyadan o ümidi muhafaza edebilmek adınadır.Savaşların ana fikri ise, daha çabuk ölebilmektir herhalde.
78.Duyarlı balık kıyamam sana,farkında olmak gölge düşürür yaşantımıza.Bir yerlerden başlamak zordur hayata ama gerisi gelir devamında.
79.Subayda severiz,öküzde. :) Yeter ki sevip, sevilelim bu dünyada.Çay yok mu çay...
80.Sesli günlük ve sevdiklerinin görüntülerini çekmek!Zamanın farkında olmalı  ama onun kendimize işkence  etmesine izin vermemeliyiz.

IX
81.Gelecek korkusu, insanlığı olmadık yollara sürükledi.
82.Dünya yolunu iyice şaştı,belki de o yerinde duruyorda biz insanlar afallamış olabiliriz.Dur bakalım ,insanın yapacağı çok şey var daha!
83.Ne olurdu da yüzümüze okadar maske takmasaydık.Sevgiye ve iyiliğe zam gelse, ne olurdu sanki.
84.İnsan olduğumuza utanıyoruz bazen.Egolar  yıkılmadıkça insana rahat yok.Zor iş.Çıkarlar idare eder dünyayı.Yalanında ölçüsü yok.
85.Yemek sağ elle yeniliyorsa ama çatal ve bıçak varken çatalın sol elde durması neyin kafasıdır onu çok merak etmişimdir hep.Hayvanlara verdiğimiz değeri bir de insanlara verebilsek keşke.
86.Memnuniyetsizlik paramparça etti dünyayı.İnsanın bir gün, inan olacağına inanmak, hiç de kolay değil.
87.Daha hoşgörülü insanlar ve daha güzel bir dünya için, okumaktan asla vazgeçmeyelim.
88.İyileşmek zaman ister,sabır ister fakat çoktan öldürmüş olduğumuz dünya derdine, ne yazık ki derman yok.Baş sağlığı dilemekten öte ne gelir elden.
89.Dört tekerlek deyip emin olup geçme,kalbi yoksa çok can alır bu menet.
90.Dünya gelişiyor,insanlar aynı yerde kalıyor.Bu yüzden boğuluyor bu yüzden ölüyoruz.

X
91.Gökyüzünün acı çeken boyutudur, bu döktüğü kızıl yağmurlar.Sevmek yer yüzündede, gök yüzündede acı verir.Sevmeyi öğrenmedi, öğretemedi bu evren.O yüzden bulutlarlarda asılı kalalım, sevmeyelım bir daha hiçbirimiz.
92.En çürük kalpten bile bal yapılabilir, çünkü çürüyen hiçbir kalp kötülükten değil, içinde  beslediği baldan tatlı sevgisinden çürür.Hiçbir delinin mutluluktan delirmemiş olduğu gerçeği gibi.
93.Dünyanın en güzel kadını sevilen kadındır.Sevilmek kadına yakıştığı kadar, erkeğede yakışır ve erkek kendilerini Jane gibi seven kadın ister.
94. Neva,sana benzemiyor işte hiç kimse, özlüyor insan sadece ve herkes gözlerimde sen gibi beliriyor.
Fakat acıları birbirine benzeyen insanlar, nerede olursalar olsun birbirlerini tanırlar.
95.Bazen mutluluk yanıbaşındadır fark etmezsin,bazende işte öyle bir ömür ararsın bulunmaz.Kızıl ruhların hayatı başladığı gibi biterde.
96.Varolan roman karakterlerin birleşimi sonucunda, yazılan Beyaz Kalenin Esrarı yazısından, çok güzel yep yeni bir roman yazılabilir.Devamı olmalı...
97.Evrende ki herşey ve herkes uyumlu bir şekilde yaratılmılmış, mistik ve büyülüyücü bir güçte  en beyaz renginde.
98.Kelebek kalbim,ister deniz ol ister kuş,ister orman  ama sana sözüm ümitlerin kadar yaşa hep tertemiz.
99.Nasıl hakkımızdan geldiysen,seninde hakkından gelen olacak sayın şeytan amaan saymıyorduk seni!Sanat ve Sevgiden kurtuluşun yok sonuçta ,sende yumuşayacaksın günün birinde.
100.Yine o ne yapacağımı bilmemenin heyecanıyla koşmak,bağırmak ama mutluluktan çığlık atmamak hüznümden,kederimden.Bir kaplumbağa gibi saklanmak yerine uçmak isterim özgürce.




Biz Kızlar derizde sözümüzün arkısında durmaz mıyız bu kadar ciddiyete dayananı kutlar azcık gülmeye davet ederim :)
















28 yorum:

  1. Hayat basit ve kısa. İnsanlar ise karmaşık ve derin.
    Ah Arsu, şu anki ruh halimden ötürü öyle dokundu ki bu sözler içime...
    En kısa sürede okuyabilirim inşallah.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deepin yazıları her ruh haline hitap edebilecek konumdalar sende seveceksin bence çok okuyan biri olarak en kısa sürede eline geçmesi dileğiyle şimdiden iyi okumalar Şenaycım.
      Bu arada iyisindir inşallah umarım kötü birşey yoktur insanı anlamak çok zor malesef.

      Sil
    2. Arsu, çok teşekkür ederim. İyiyim gayet. :) bir sıkıntı olduğu ya da birilerini anlayanadığımdan değil de bu aralar hayatı ne kadar iyi yaşarsak yaşayalım, istediğimiz her şeyi elde etsek bile bir gün elbet son bulacağını daha çok hissediyorum . Yani nasıl olsa öleceğiz boşver eğlenelim gibi değil de :) hayatın tuhaflıkları hakkında biraz kafa yoruyorum diyeyim :)
      Görüşmek üzere, sevgilerimle :))

      Sil
    3. Ne demek, anlıyorum hayatın yaşanacak güzel yanlarıda var kötüde işte ama geçici herşey kalıcı değil benimsememek gerekiyor çok elimizdekileri ama değerinide bilmek bir ortası yani dediğin gibi.Gündelik hayat dengeyi bozuyor ama bazen etkileniyoruz normal bu :) Sevgiler canım görüşürüz :)

      Sil
  2. Bu genç adam,yazmak için yaratılmış.Bir çok genç yazar var,hepsi de yazmaya çalışıyor bazen oluyor bazen olmuyor.Ama derin (ben Türkçe kullanmayı yeğliyorum) ne yazsa oluyor.Çünkü yazmak için kendini zorlamıyor.Okurken canlandırıyorsun işte senin F.Düzağaç'ı izliyormuş hissine kapılman gibi.Bu yetenekle doğmuş,üstüne de çoook şey eklemiş,coşmuş gidiyor.Bu yaşta bu kadar çok şeyi nasıl biliyor bu çocuk diyorsun,öyle güzel insan.Sen de su gibi yazıp anlatmışsın,senin de kalemin çok güzel,sanki klas bir dergide sanat yazısı okur gibi oldum valla.Ya ne harikasınız gençler ya,içimi yaşama karşı umutla dolduruyorsunuz.Yüzlerce yıl önce,İran ,kültürün,sanatın,bilimin beşiğiymiş şimdiki halini görüyoruz.Bazı zamanlar ülkem için de İran örneğini yaşar mıyız diye endişelenirim,sonra sizin gibi gençleri görüp umutla dolarım.Hay yaşayın hepiniz :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel şeyler söylemişsiniz ama çok mutlu oldum bu sözlerinize çok teşekkür ederim.
      Deepin kalemi çok güçlü evet o hep yazması gereken biri ben mesela blog dünyasını o yazmadan düşünemem.Bu dünyada örnek insanlardan biri o.Yazmak için yaratılmış çok doğru bir söz katılıyorum :)
      Hep beraber yaşayalım inşallah :)

      Sil
  3. deep'in kitabını hala okuyamadım ama yazınızdan, daha da merak eder oldum. ve bazı cümleleri şimdiden aklıma not ettim, teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her okuyucuya hitap edebileceğini düşünüyorum kitaplarının üçüde ayrı ayrı güzel okumanızı tavsiye ederim :)

      Sil
  4. Arsu görügüm en profesyonel deeptone kitaplari yorumu,eline saglik.Fotolar cok Sirin olmuslar...

    Yazini kaldigim yerden okumaya devam edecegim...Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzlel sözler onurlandım :) Birazcık olsa destek çıkabiliyorsak Deepe ne mutlu biz blogçulara :)
      Çok teşekkür ederim güzel düşünceleriniz adına.Görüşürüz tekrar sevgiler :)

      Sil
  5. Bende şuan da okuyorum ve gerçekten kültür hapı bi kitap

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uyumadan içmeli başucu kitabı diğerleride öyle :)
      Keyifli okumalar diliyorum :)

      Sil
  6. Bende daha okumadım.
    Alırsam üçünü bir alırım diğer kitaba merakta kalmam:D
    Tabii deep dördüncüyü çıkarmazsa:)
    Güzel ve merak uyandırıcı bir yazı olmuş:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bencede üçünü birden alabilirsin çok güzel etkisi olan kitaplar bunlar:)
      Çıkarsın dördüncü kitabı ya hatta beşinci altıncı devam etsin böyle :)

      Sil
  7. Ay yazıları okuyamadım işim olduğundan ama capsler çok güzeldi yaaa :)) Çok tatlılar zaten :) PaşAllah PaşAllah :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kolay gelsin işlerinde canım benim :)
      Senin güzel yüzünü bir nebze gülümsetebildiysem ne mutlu bana :)
      Ziyanı yok ya sen özetten daha fazlasını okudun zaten kitabın kendisini yani :)
      Aman aman nazar değmesin kitaplarımıza ve kızçelerimize :)

      Sil
  8. yazının sonunda ki capsler :D 'eyvahhh yakalandım bakışı' çok güzel olmuş

    YanıtlaSil
  9. Kitapları öyle anlatmıssınız ki içinden size ait bir kitap bile çıkar :) maasallah cok kaliteli bir okuma olmus sizinki. Deep i biraz deneysel düşünüyorum ben. Blogger arkadaşlarının ve başkalarının yazdığı seylerde zihnen nasıl bir Dünya'ya seyahat ediyor diye gözlemlendiğini düşünüyorum. Hayata sakince kendini arka plana atıp bakmadığımız zaman bazı deneme yazıları hayat bulamaz. Iyi yazmak istiyorsak durup Gözlemleyebilmek Lazım ve deep bunu yapabiliyor sanki. Kitapları okumadım maalesef ama sizin yorumunuzdan ve notlarınızdan sonra okumuş kadar oldum nerdeyse ç. Ayni zamanda da Alıp okuma istegi depreşti.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle düşünmenize çok mutlu oldum :) Verdiğiniz örnek ise çok güzel gözlerimin önünde gündelik bir yaşam kesiti canladı hani olur ya yolda yürürken önümüzden tanıdık bir insan geçer ama biz dalgın olup görmeyiz bazen o insanı.Hayatta öyle dalgın olmaya gelmiyor.Yaşam tanıdık biz insanlar hayata yabancı kalmak istiyoruz ve bir çok şeyi farkına varamıyoruz beynimizde ki düşücelerden dolayı ama deep yazılarıyla birlikte hayatta gözü açık yürüyor bizlerin aksine kaçırdığımız o farklılıkları gün yüzüne çıkartıyor :) Kitapları en kısa sürede okuyabilmeniz dileğiyle bir katkım olduysa ne mutlu bana :)

      Sil
  10. deep'in kitaplarını bu yaz okuycam:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdiden iyi okumalar diliyorum ozaman :)

      Sil
  11. Ne kadar uzak kalmışım meğer ya, bu kitaptan haberim bile yoktu :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geç olsun da güç olmasın :)

      Sil
  12. hepsisine sona yorum yapcam yaaaaa yazılarınıın işteee :)

    YanıtlaSil
  13. Deepin kitapları :) diğer bi değişle kızları :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet işte kızçeler diyorum ben onlara :)

      Sil